Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Politikaları Kurulu Başkan Vekili, akademisyen ve yazar Prof. Dr. İskender Pala, “EDUSA: Bir Anadolu Hikayesi” adlı operası ve “Soygun” isimli yeni romanı ile sanat dünyasına damgasını vurdu. AA muhabirine yaptığı açıklamalarda, sanatın ve dilin toplum üzerindeki etkisinin önemine dikkat çeken Pala, kültürel varlığın fiziksel varlıktan çok daha kıymetli olduğunu belirtti.
Anadolu’da Lidya-Pers Savaşları’nın arka planında geçen ve bir aşk hikayesini anlatan Edusa operasında, kültür temasının öne çıktığını vurgulayan Pala, “Bir milleti millet yapan, onun fiziksel varlığı değil; sahip olduğu kültürel birikimidir” dedi. Edusa’nın hikayesini anlatırken, “Eğer bir toplumun fertleri bir savaş, salgın ya da doğal felaket sonucu yok olursa ve geride birkaç kişi kalırsa, eğer bu kişiler kültürlerini yaşatırlarsa o toplum yeniden var olabilir. Ama kültür yok olursa, yeni nesiller o milletin veya toplumun parçası olamaz” ifadelerini kullandı.
Pala, Edusa isminin Yunan hikayesi çağrıştırdığını belirterek, “Yunan medeniyetinin etkileriyle hareket eden bu toplumda, yerli kültürün önemini anlatmak istiyorum. Tarihsel süreci bugüne uyarlayarak, insanların kendilerine ‘Yerlilik ve Anadolu nedir?’ sorusunu sormalarını sağlamak istiyorum. Yunan hikayeleri arasında bildiğimiz pek çok şey, aslında Anadolu hikayesidir. Bu durum beni derinden etkiliyor” dedi.
Eserin karakter isimlerine de değinen Pala, Edusa (Asude), Halludas (Sadullah), Kufu (Ufuk) ve Mehte (Ethem) gibi isimlerin ters okunduğunda Anadolu’ya ait adlara dönüştüğünü kaydetti. Türkiye’de opera metni yazımının nadir olduğunu vurgulayan Pala, “Bazı çevrelerin opera metinlerine ilgi duymaması üzücü. Oysa opera, neşeli ve zevkli bir alan. Kendi hikayelerimizle operaları çoğaltmayı umuyorum. Bizdeki konu zenginliği Batı’daki form ile birleştiğinde, dünya sahnesine zengin ve özgün eserler sunabiliriz” şeklinde görüşlerini aktardı.
Edusa operasının hazırlık sürecine de değinen Pala, operanın sözlerinin bestelenmesi sırasında yaşadığı duygusal deneyimi şöyle ifade etti: “Daha önceki şiirlerimin müzikle buluştuğunu biliyordum ama Güldiyar Hanım’ın bana dinlettiği formda, ‘Burada bu sözler olmalı’ dedim. O da, ‘Sizin yazdığınız metni okurken müzik zihnimde şekillendi’ dedi. Bu karşılıklı bir etkileşimdi. Eser, bir çocuğunuzun doğması gibi, sevgi dolu bir heyecan yarattı.”
Pala, opera metinlerinin genellikle daha yoğun ve kısa olduğunu belirterek, “1,5-2 saatlik bir süre içerisinde söylemek istediklerinizi müzikle ifade etmek için kısaltmak zorundasınız. Edusa’yı yazarken hangi kelimelerin fazlalık olduğuna odaklandım. Ancak bir roman yazarken daha serbest hareket edebiliyorsunuz” diyerek opera ve roman yazımındaki farklılıklara dikkat çekti.