İklim Değişikliğinin İnme Kaynaklı Ölümlerin Yarısını Oluşturduğu Ortaya Çıktı

Hızını kesmeden devam eden iklim değişiklikleri, gezegenimize olduğu kadar insan sağlığına da zararlı. Öyle ki kardiyovasküler hastalıklardan solunum sorunlarına kadar birçok problemi doğurabiliyorlar. Yeni bir araştırma ise iklim değişikliğinin inme ile olan ilişkisiyle ilgili çarpıcı sonuçlar ortaya koyuyor.

Çalışma, 10 Nisan günü Neurology dergisi üzerinden yayımlandı. Bulgulara göre iklim değişikliği, dünya genelinde inme sonucu oluşan ölümlerin yarısıyla bağlantılı olabilir.

Sıcaklık değişiklikleri ölümleri artırıyor olabilir

Çalışmanın sonuçlarına göre bilim insanları, ideal olmayan sıcaklıkların inme kaynaklı ölümler ve sakatlıklarla bağlantılı olduğunu ve sürekli arttığını ortaya koydu. Buna göre vakaların çoğunluğu, sıcaklıkların normalde olması gerekenin altında olması nedeniyle oluştu. Ayrıca yüksek sıcaklıklarda da benzer bir tablo gözlemlendi.

Araştırmada 200 ülkeden gelen 30 yıllık sağlık kayıtları analiz edildi. Sadece 2019’da 512 bin ölümün optimal olmayan sıcaklıklarla ilişkili olduğu görüldü. Orta Asya’nın sıcaklık değişiklikleriyle ilişkili ölümlerde 100 kişiden 18’le en yüksek orana sahip bölge olduğu da eklendi. Yazarlardan Quan Cheng, açıklamasında “Çalışmamız, değişen sıcaklıkların özellikle yaşlı popülasyonlarda ve yeterli sağlık hizmetinin olmadığı bölgelerde inme riskini artırabildiğini buldu.” ifadelerini kullandı.

Düşük sıcaklıklar, kan basıncının yükselmesine sebep olarak riski artırabiliyor. Yüksek sıcaklıklarda ise dehidrasyon oluşabiliyor. Bu da kolesterol seviyelerinin etkilenmesine ve kan akışının yavaşlamasına yol açarak inme riskini yükseltebiliyor.

Araştırmacılar, iklim değişikliği ve inme arasında kesin bir bağlantı var demenin şu an mümkün olmadığını da ekliyor

Araştırmacılar, türünün ilk örneği olan bu çalışmanın tamamen doğru sonuçlar vermediğinin de altını çiziyorlar. Açıklamalara göre bulgular, iklim değişikliğinin inmeye neden olduğunu kanıtlamıyor. Bu tarz bir sonuca ulaşmak için çok erken. Tam etkilerini anlamak için daha fazla çalışmaya ihtiyaç var. Bu çalışmalar geldiğinde daha kesin konuşmak ve çözümler üretmek mümkün olacak.

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir