Ay’da çekilmiş fotoğraflar ve kameralarının hikâyesi

Ay’da çekilmiş fotoğraflar ve kameralarının hikâyesi

Dr. Mustafa GÜNDOĞAN

Geçen ayki son yazımda Apollo astronotlarının Ay üzerine bıraktığı aynalar sayesinde Ay’ın bizden uzaklığının hassas bir şekilde nasıl ölçüldüğünü anlatmıştım. Bu yazıda ise astronotların Ay’a yanlarında götürdüğü bir diğer optik cihaz, fotoğraf makinelerinden bahsedeceğim.

Ay yüzeyinde ayak izi, Dünya’nın Ay ufkunda yükselmesi ve Ay üzerinde atılan ilk adımlar geçtiğimiz yüzyılın sembol fotoğraflarından sayılır desek pek yanlış olmaz. Bu ikonik fotoğraflar kaliteleri yüzünden de bazı komplo teorilerine konu olmuş; 1965-70 yıllarında böylesine keskin ve yüksek çözünürlüklü fotoğrafların çekilmiş olabileceğine inanmayanlar türlü hikâyeler uyduragelmişti. Nasıl olur da 50 yıl önce böylesine fotoğraflar çekilebilmişti peki? Bunun için önce Apollo öncesi döneme, altmışların başına gitmek gerekiyor.

Yuri Gagarin 60 yıl önce bu hafta, 12 Nisan 1961’de yörüngede Dünya’yı turlayan ilk insan olmuş, Sovyetler uzay yarışında 1957’deki Sputnik’ten sonra başka bir ilki daha başarmıştı. ABD ise kendi insanlı uzay programında Gagarin’den sadece birkaç hafta sonra Alan Shephard’ı uzaya göndermişti. Sadece 15 dakika süren uçuşunda Shepard yörüngeye oturmamış, yani Dünya etrafında tur atmadan geri gelmiş dolayısıyla fotoğraf çekmek için pek bir zamanı da olmamıştı. Dünya’nın fotoğrafları ise Shepard’ı taşıyan kapsüle monte edilmiş bir Maurer 220G kamerası ile çekilmişti. Bir yıl sonra, Şubat 1962’de, John Glenn’in yanında iki tane kamera vardı: bir tanesi 40 dolara kendisinin berber ziyareti sonrası eczane/marketten aldığı basit bir Ansco Autoset ve NASA’nın verdiği yüksek kaliteli bir Leica 1g. Bu iki kameradan Leica bazı yıldızları morötesi spektrumda kaydetmek için modifiye edildiğinden, insan eliyle Dünya’nın uzaydan ilk defa renkli fotoğraflarını çekmek de ucuz Ansco’ya düşmüş. Uzayda kullanılmak için ağır bir şekilde modifiye edilmiş bu kameralar ise 1963’te NASA tarafından bir müzeye devredilmiş.

Sonraki uçuşlarda kullanıldı

Ertesi yıl uzaya gitme sırası hâlihazırda bir amatör fotoğrafçı olan Walter Schirra’ya geldiğinde ise uzay fotoğrafçılığında geriye dönüşü artık zor bir adım atılır: Schirra yörüngeye 500 dolarlık, profesyonel bir Hasselblad 500C götürmeye karar verir. Burada kısaca durup neden bunun önemli olduğuna değinmek lazım. Diğer uçuşlardaki kameralar hâlâ yaygın olarak kullanılan 35mm film negatifleri ile çalışırken Hasselblad orta format denen ve çok daha büyük 60×60 mm boyunda filmlere görüntüleri kaydediyor. Bu ise çok yüksek bir çözünürlük ve Hasselblad’ın özel dizaynı sayesinde astronotlar tarafından da kolayca kullanılabilmesi demekti. NASA mühendisleri akabinde Schirra’nın bu seçiminden oldukça memnun kalırlar ve kamerayı uzay uçuşu için modifiye ederler. Bu modifikasyonların ana sebebi astronotların dev gibi kıyafetleri içinde limitli bir hareket yetenekleri olması ve bunun da üzerine kalın eldivenlerin ayarlamalar yapıp, düğmelere basmayı oldukça zorlaştırmasıydı. Schirra’nın kısa uçuşunda fotoğraf çekmek için pek zamanı olmaz fakat NASA bu kamerayı sonraki uçuşlarda da kullanmaya devam eder.

1965 Haziran’ında, Leonid Leonov’dan üç ay sonra, Ed White kapsül dışına çıkarak uzay yürüyüşü yapan ilk Amerikalı olur. Arkasından Dünya ile yörüngede boşlukta yüzerken çekilmiş fotoğrafları tüm Dünya’da yayımlanır. Fotoğrafların kendi kameraları ile çekildiğini fark eden Hasselblad şirketi NASA ile iletişime geçer ve sonraki uçuşlar için kameraları ortaklaşa geliştirmeye karar verirler. Bu ortak çaba ise Apollo astronotlarının Ay yüzeyinde ve yolculuk esnasında kullandıkları kameraların geliştirmesi ile sonuçlanır.

Ay görevlerinin doğası ise yepyeni modifikasyonları şart kılar. Kalkış yükünü olabildiğince hafifletmek için ‘olmasa da olur’ denen bütün parçalar sökülür, geriye çıplak bir kamera kalır. Bakaç (vizör) bile kameraların önemli bir parçası olmasına rağmen sökülmekten kurtulamaz ve bu yüzden astronotlar bakaç yardımı olmadan, göz kararı tahmin ile kareleme yapmak için özel eğitimlerden geçirilir. Apollo film makaralarından çıkan fotoğrafların çoğu bu yüzden ya hedefi tamamen ıskalamış, ya sağından solundan kırpmış ya da düzgün ortalayamamıştır. Astronotların eğitimini aldığı başka bir konu da hangi ışık durumunda nasıl bir pozlama süresi kullanmaları gerektiği. Bu kameralarda pozometreler (fotoğrafın çekildiği karedeki ışık miktarını ölçüp ne kadar bir pozlama yapılması gerektiğini söyleyen cihaz) olmadığı için gerekli poz değerlerinin manuel olarak kameraya dikte edilmesi gerekiyordu. Astronotlar bunun için de özel eğitimlerle hangi ışık koşulunda ne tip pozlamalar yapmaları gerektiğini de öğrenmek zorundaydılar. Son önemli değişiklik ise normalde 12 poz alabilen ruloların Kodak’ın özel ve ince filmler geliştirmesi ile 70 poz kapasitesine çıkarılması idi. Bu sayede astronotlar bakaç olmadan birçok fotoğraf çekecek, yukarıda yazdığım gibi çoğu çöpe gidecekse bile arada istenen kare yakalanabilecekti. Ay gibi bir ortamda, kalın eldivenlerle sık sık film değiştirme işkencesi de yaşanmayacaktı.

Üç adet tasarlandı

Her bir Apollo görevi üç tane Hasselblad kamera kullanılacak şekilde tasarlandı. Bunlardan bir tanesi Ay yüzeyinde, diğeri Ay iniş modülü içinde ve sonuncusu da Ay’a inen iki astronotu yörüngede bekleyen komuta modülünde idi. Temmuz 1969’da gerçekleşen tarihi Apollo 11 görevinde ise Ay yüzey kamerası Ay’a ilk ayak basan insan Neil Armstrong’a verildiği için o görevde çekilmiş tüm ikonik fotoğraflar Buzz Aldrin’e ait aslında. Ay’a kadar gidip, tarihe geçip orada düzgün bir fotoğrafının olmaması Armstrong’a sonra ne hissettirmiştir bilemiyoruz tabii. Ay’a ilk defa insan indirmeye odaklanmış görev planlama ekibi bu hatayı sonradan fark eder ve takip eden uçuşlarda böyle bir durumun tekrarlanmaması için Ay yüzeyindeki aktiviteleri iki astronotun da fotoğrafları olacak şekilde planlar (Yukarıdaki fotoğraf Apollo 12’den. Göğsüne bağlanmış kamera ile Alan Bean ile Pete Conrad karşılıklı birbirlerinin fotoğraflarını çekiyor).

John Glenn’in kameralarının NASA tarafından müzeye bağışlandığını yazmıştım, peki Ay yüzeyinden inanılmaz fotoğraf getiren bu kameralar nerede şimdi?Evet hepsi orada, indikleri yerde yaklaşık elli yıldır duruyorlar. İniş modülleri Dünya’ya dönmek için Ay’dan kalkarken ağırlığı en aza indirmek için gereksiz her şeyi yüzeyde bırakmaları gerekiyordu ve buna doğal olarak kameralar da dahildi. Hatıra değeri dışında pek bir işlevi olmayacak kameralar yerine Ay’dan getirilecek ekstra toprak ve kaya örnekleri çok daha değerliydi haliyle. NASA’nın bu katı kurallarına rağmen bazı astronotların kullandıkları kameraları Dünya’ya geri getirdiği bir şekilde tahmin ediliyordu (uzaydan Dünya’ya giriş gümrük kayıtları diyebileceğimiz belgelerden, astronotların uçuş sırasındaki konuşma kayıtlarından vb.). 2012 yılında kabul edilen ve astronotların uzay uçuşlarından hatıralar alabilmesini düzenleyen kanundan hemen sonra bu kameralardan birkaçı bazı müzayedeler ve özel müzelerde ortaya çıkmış ve dolayısıyla bu şüpheler doğrulanmıştı.

Yazıyı bitirirken cevaplayacağım son soru; kameraların nerede olduğunu biliyoruz peki ya bunlarla çekilmiş fotoğraflara erişimimiz var mı? Apollo görevleri sırasında çekilmiş yaklaşık 16 bin fotoğraf yakın zamanda NASA Johnson Uzay Merkezi tarafından taranmış; sonradan üzerlerinde oynanmamış ham halleri erişime açılmış. Buradaki albümlerde bu uçuşların küçük detayları, kaçan pozlar, odaklanmamış krater fotoğrafları, Dünya’ya yaklaşırken kapsül penceresinde gittikçe büyüyen gezegenimiz ve Apollo 13 kazasına kadar her anın kaydı var:

https://www.flickr.com/photos/projectapolloarchive/albums

Not: Yarın Yuri Gagarin’in uzaydaki ilk insan olmasının 60. yıldönümü. Bu fırsatla Arzu Tuğçe Güler’in makalesini hatırlatmak istiyorum: ‘O hepimizi uzaya çağırdı’, BirGün Pazar,12 Nisan 2015 https://www.birgun.net/haber/o-hepimizi-uzaya-cagirdi-77528

Neden BirGün?

Bağımsız bir gazete olarak amacımız, insanlara hakikati ulaştırarak ülkede gerçek bir demokrasi ve özgürlük ortamının yeşermesine katkı sunmak. Bu nedenle abonelikten elde ettiğimiz geliri, daha iyi bir gazeteciliği hayata geçirmek, okurlarımızın daha nitelikli ve güvenilir bir zemin üzerinden bilgiyle buluşmasını sağlamak için kullanıyoruz. Çünkü banka hesabını şişirmek zorunda olduğumuz bir patronumuz yok; iyi ki de yok.

Bundan sonra da yolumuza aynı sorumluluk bilinciyle devam edeceğiz.

Bu yolculukta bize katılmak ve bir gün habersiz kalmamak için
Bugün BirGün’e Abone Ol.

BirGün; seninle güçlü, seninle özgür!

BirGün’e Destek Ol

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir