MHP lideri Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında konuşuyor.
Bahçeli’nin açıklamalarının satır başları şöyle:
“Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin bu kutlu çatısı altında sizlerle bir kez daha bir araya gelmekten kıvanç duyuyorum. Bugünkü toplantımızın devletimizin yarınlarına hayırlar getirecek netice ve hizmetlere vesile olmasını temenni ediyorum.
Değerli dava arkadaşlarım, dış politikada bazen bir zirve fotoğrafı sayfalar dolusu rapordan daha fazla şey anlatır. Bazen bir devlet başkanının masaya geç gelişi. Bazen gelişi güzel söylenmiş gibi kılıfına uydurulan bir cümle, yıllardır saklanan, sessizliğini koruyan ve sırasını bekleyen güç tahakkümünü ortaya koyar. Bazen bir parlamento raporu, ateş bacayı sarınca hatırlanan dostluk cümlelerinin arkasına gizlenmiş, yılların kiniyle bıçak gibi bilenmiş eski husumetleri gözler önüne serer, niyetleri ele verir. Yaşananları bu zaviyeden görmek lazımdır.
“TRUMP’IN ‘PATRONUM’ DEMESİ GELİŞİ GÜZEL SÖYLENMİŞ BİR CÜMLE DEĞİL”
Fransa’da G7 liderleri bir araya gelmiştir. Zirvenin gündem başlıkları kâğıt üzerinde hayli kabarıktır. Küresel ekonominin atılan bombalar ile imzalanan mutabakatlar arasında sıkışmış kırılgan seyri, Ukrayna Savaşı’nın Avrupa güvenliğinde açtığı ve derinleşen gedik, Hürmüz Boğazı üzerinde enerji yolları ile dünya ticaret hayatının seyir güzergâhı üzerine çöken belirsizlik, siyasi ve ekonomik gelişmelere bağlı olan düzensiz göç endişeleri aynı fotoğraf karesine sıkışmıştır. Fakat bütün bu ağır gündemlerin üstüne Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Trump’ın çalışma toplantısına girerken söylediği “Patron benim” sözü damga vurmuştur. Bu söz gelişi güzel söylenmiş bir cümle değil, G7 masasındaki güç dengesini, İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana Avrupa’nın omzuna çöken ve tüm bu ışıltılı Batı güzellemelerinin saklayamadığı güvenlik bağımlılığını ve transatlantik ilişkilerin gerçek mahiyetini gösteren ibretlik bir itiraftır. Bu söz, ortak değerler perdesinin arkasındaki çarpık gerçeği, hakikat aynasından gözlerimizin önüne serilen güç gösterisini işaret etmektedir.
Avrupa yıllardır stratejik özerklikten bahsetmektedir. Fakat aynı Avrupa, kendi savunma, siyasi ve iktisadi mimarisini hâlâ Washington’un gölgesinden çıkaramamıştır. NATO Genel Sekreteri’nin açıklamaları ortadadır. Aynı Avrupa, ABD’nin Avrupa’daki askerî katkılarının azaltılacağını açıkladığı bir dönemde, kendi güvenlik boşluğunu nasıl dolduracağını kara kara düşünmektedir. Ne çarpıcı bir tezattır ki Avrupa, yıllardır Türkiye’ye demokrasi, hukuk, güvenlik ve dış politika dersi vermeye kalkmakta, rapor kılıfına sokulmuş ithamları, yaptırım imalarıyla süslenmiş tehditleri, Türk ve Türkiye karşıtı muhaliflerin bayatlamış ezberlerini ısrarla tedavüle sürmektedir. Yani Avrupa, kendi evinin duvarındaki çatlağı görmüş fakat hâlâ Türkiye’nin kapısına rapor çivileme hevesinden vazgeçmemiştir.
“AVRUPA HANGİ YÜZLE TÜRKİYE’YE DERS VERMEYE KALKIŞACAK?”
Kendi zaaf ve basiretsizliklerini örtmek için rapor kumaşından yanlışlarına perde biçmeye, itham ipliğiyle tazyik nakışı işlemeye, çifte standart çöküğünü insan hakları türküleriyle yamamaya çalışmaktadır. Ne var ki bu yamalı bohçadan ne hakikat çıkar, ne hakkaniyet çıkar, ne de Türkiye’ye istikamet çizecek bir irade çıkar. Gaflet uykusundan hülyalara dalanlar iyi duysun. Kin nöbetinde bekleyenler kulağını açsın ve işitsin. Türk milletine biçim verecek terzi daha anasının karnından doğmamıştır.
Atalarımız boşuna “El atına binen tez iner.” dememiştir. Yıllarca kendi güvenliğini ve idaresini başkasının atına bindirenler, şimdi o atın dizginlerinin kendi ellerinde olmadığını anlamaya başlamıştır. Böyle bir Avrupa hangi yüzle Türkiye’ye ders vermeye kalkışacak? Hangi akılla Türk devletine aklı sıra ayar çekecek? Hangi cüretle aziz milletimizin kıymetlerine, devletimizin makamlarına dil uzatacaktır? Kendi güvenlik açıklarını kapatmakta zorlananlar, müttefiklik masalarında bekletilirken Türk devletinin güvenlik politikalarını sorgulamaya nasıl yeltenebilirler?
AVRUPA’YA TERÖR ÖRGÜTLERİ ELEŞTİRİSİ
Düşmanlığın zehirli diline göz yumanların Türk milliyetçiliği hakkında hüküm cümlesi kurmaya yüzü var mıdır? Kendi kıtasında göç baskısı karşısında bocalayanların, milyonlarca mazluma yıllardır kapısını açmış Türkiye’ye insanlık dersi vermeye hakkı var mıdır? Kendi güvenliğini Amerika Birleşik Devletleri’nin kararlarına bağlamış olanların, Mavi Vatan ülkümüze ve Doğu Akdeniz’de kabak gibi ortada olan deniz yetki alanlarımıza itiraz edecek sözü var mıdır?
İşte karşımızdaki bu sefil tablo artık yorum kaldırmayacak şekilde ortadadır. Bugün bu tablonun bir tarafında, Türkiye’nin NATO içindeki ağırlığını, savunma sanayisindeki yükselişini, göç yönetimindeki rolünü, enerji yollarındaki yerini, Karadeniz’den Kafkasya’ya, Doğu Akdeniz’den Orta Doğu’ya uzanan jeopolitik değerini kabul etmek zorunda kalan Avrupa vardır. Diğer tarafında ise Türk yargısını hedef alan, gözümüzün nuru Ülkü Ocaklarımıza kara çalan, Mavi Vatan davamızı hor gören, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin egemen eşitliğini ve Kıbrıs Türklüğünün varlığını yok sayan Avrupa vardır. Türkiye’nin egemenlik sahasına itiraz etmeye kalkışanın alnını karşılarız. Türk milletine kafa tutmaya çalışanların kafalarına vura vura kim olduğumuzu öğretiriz.
AB’NİN YERİNE GETİRMEDİĞİ TAAHHÜTLER
Türkiye-Avrupa ilişkilerinin tarihi de bu çelişkilerle doludur. Türkiye’nin Avrupa ile münasebeti dün başlamamıştır. 1959 yılında başlayan müracaat süreci, 1963 tarihli Ankara Anlaşması ile hukuki zemine kavuşmuştur. 1970 tarihli Katma Protokol, 1995 tarihli Gümrük Birliği, 1999 tarihli Helsinki Zirvesi’nde adaylık statüsünün kabulü ve 2005 yılında müzakerelerin başlaması bu uzun yolun kilometre taşlarıdır. Ancak Avrupa Birliği, Türkiye’ye verdiği sözlerin gereğini hakkıyla yerine getirmek yerine süreci kimi üyelerin dar hesaplarına, Rum-Yunan vetolarına, siyasi önyargılara ve pas tutmuş ideolojik şablonlara teslim etmiştir. Vize serbestisi yıllardır bekletilmiştir. Gümrük Birliği’nin güncellenmesi kaplumbağa yavaşlığında ağırdan alınmıştır. Müzakere başlıkları siyasi gerekçelerle bloke edilmiştir.”
AYRINTILAR GELİYOR…
The post Son Dakika… Devlet Bahçeli, grup toplantısında konuşuyor appeared first on Kilis Egitim.